DOĞA TABANLI EĞİTİMDE KÜRESEL YAKLAŞIMLAR: ORMAN OKULLARI PEDAGOJİSİNİN NORMATİF TEMELLERİ VE TÜRKİYE UYGULAMALARI
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Meryem Karadağ
Danışman: İpek Müge Özgüç Sakar
Özet:
Günümüzde hızla artan kentsel yoğunluk ve
dijitalleşme süreçleri, erken çocukluk dönemindeki bireylerin doğal
ekosistemler ve doğal hayatla olan bağlarını zayıflatarak alternatif açık alan
pedagojilerine olan ihtiyacı artırmaktadır. Bu doğrultuda gelişen doğa tabanlı
eğitim yaklaşımları, çocukların bilişsel, sosyo-duygusal ve fiziksel
gelişimini destekleyen dinamik yapılar olarak öne çıkmaktadır. Bu tez çalışması,
İstanbul ölçeğinde faaliyet gösteren dört farklı doğa tabanlı eğitim modelinin
(Ormanda Oyun Başakşehir, Orman Anaokulu Ümraniye, Hayat Ağacı Montessori
Anaokulu Ataşehir ve OGM Orman Okulu İstanbul Orman ve Çocuk Akademisi)
pedagojik, mekânsal, ekolojik ve kurumsal boyutlarını, uluslararası Forest
School Association (FSA) prensipleri ve Leave No Trace (LNT) çevre etiği
ilkeleri ekseninde mukayeseli olarak incelemeyi amaçlamaktadır.
Araştırma kapsamında, nitel ve
nicel veri toplama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma bir metodoloji
benimsenmiştir. Saha gözlemleri ve kurumsal analizlerden elde edilen bulgular,
Türkiye’deki eğitim ve mekân mevzuatının açık alan pedagojisinin doğasıyla
olan arakesitini analitik bir süzgeçten geçirmiştir.
Elde edilen ampirik bulgular,
incelenen modellerin iklimsel dayanıklılık (fırtına hariç her hava koşulunda
eğitim) ve nitelikli liderlik yapılarında uluslararası normlarla yüksek
düzeyde uyum sağladığını ortaya koymuştur. Ancak zaman yönetiminde uygulanan %50
planlı etkinlik ve %50 serbest zaman dengesi, uluslararası standartların
öngördüğü "tam çocuk liderliğindeki" (child-led) akış yerine,
ulusal müfredat baskısı ve korumacı aile yapısı nedeniyle esnetilmiş özgün bir
"pedagojik hibritleşme" modelinin doğduğunu kanıtlamaktadır.
Mekânsal düzeyde; Atatürk Arboretum modelinin zengin ekosistem
çeşitliliği ve koruyucu ahşap çit mimarisiyle FSA standartlarını en üst
düzeyde karşıladığı ve MEB/OGM tesciliyle tam akreditasyon sağladığı
saptanmıştır. Buna karşın, Ümraniye modelindeki yüksek duvar ve tel
örgüler gibi yapay bariyerlerin çocukta mekânsal kısıtlanmışlık algısı
yarattığı, ayrıca kentsel yangın mevzuatları ve kurumsal kaygılar sebebiyle Ümraniye
ve Hibrit modellerde "ateş kültürü" pratiklerinin
dışlanmasının pedagojik birer eksiklik/yerel kısıtlılık olduğu belirlenmiştir.
Bu çalışmanın özgün yönü, doğa
okullarını sadece eğitimsel çıktılardan ibaret görmeyip; yasal mevzuat
yetersizlikleri ve mekânsal engeller karşısında kurulan "Ebeveyn
Akademileri" vasıtasıyla, veli profilinin kurumsal güvencesizliği
sönümleyici yapısal bir sosyal sermaye olarak nasıl işlev gördüğünü ilk
kez literatüre kazandırmasıdır. Çalışma, ortaya koyduğu normatif ve yapısal
düzenleme önerileriyle, peyzaj mimarlığı, okul öncesi eğitimi ve çevre
politikaları arasında disiplinler arası bilimsel bir zemin sunmakta ve
Türkiye’de sürdürülebilir, akredite doğa okullarının yaygınlaştırılması için
ön açıcı bir referans kaynak teşkil etmektedir.